Eşinizle Değil, Aslında Ailenizle mi Tartışıyorsunuz?

Bazı tartışmalar vardır…
 Ne kadar konuşursanız konuşun bir türlü bitmez. Konu aslında basittir: çöpün alınmaması, aranmayan bir telefon, unutulan bir detay. Ama tartışma büyüdükçe büyür, sesler yükselir, kalpler kırılır. Ve insan kendi kendine şunu sorar:

“Bu kadar büyük tepki vermemin sebebi gerçekten bu mu?”

Çoğu zaman hayır.

Çünkü o an odada sadece siz ve eşiniz yoktur.
 Anne babalarınız da oradadır.

Çocukluğumuzdan Evliliğimize Taşıdıklarımız

Hepimiz sevgiyi, öfkeyi, kırgınlığı, susmayı ya da bağırmayı bir yerlerde öğrendik. Kimimiz evde bağırarak konuşulduğunu gördü, kimimiz hiç konuşulmadığını. Kimimiz duygularını anlatmanın güvenli olmadığını öğrendi, kimimiz de ancak sesini yükseltince fark edildiğini.

Ve farkında olmadan, bu öğrendiklerimizi yanımıza alıp evleniyoruz.

Eşimiz sesini biraz yükselttiğinde içimizin titremesi…
 Bir cümlesini “küçük bir eleştiri” olarak değil de “büyük bir saldırı” gibi hissetmemiz…
 Bunların çoğu bugünden değil, çok eskiden kalma duygular.

Aslında Kime Kızıyoruz?

Bazen eşimiz bir şey söylediğinde kalbimiz sıkışıyor, boğazımız düğümleniyor.
 Sanki yıllardır biriken bir öfke bir anda ortaya çıkıyor.

O anda kızdığımız kişi gerçekten karşımızdaki mi?
 Yoksa yıllar önce bizi yeterince duymayan, anlamayan, eleştiren biri mi?

Birçok insan, eşine değil; çocukken içinde birikenlere tepki verdiğinin farkında bile değil.

Tartışmanın Geçmişten Geldiğini Gösteren Küçük İşaretler

  • Küçücük bir şey olduğunda içinizin paramparça olması
  • “Sen zaten hep böylesin” ya da “Beni hiç anlamıyorsun” gibi cümlelerin ağzınızdan çıkması
  • Tartışırken kendinizi çok tanıdık bir duygunun içinde bulmanız: değersizlik, çaresizlik, yalnızlık
  • Eşinizi fark etmeden annenize ya da babanıza benzetmeniz

Bunlar bugünkü bir sorundan çok, geçmişten gelen bir yaraya dokunulduğunu gösterir.

Peki Bu Döngü Kırılabilir mi?

Evet. Ama önce şunu kabul etmek gerekiyor:

Bazı tartışmalar evliliğin değil, çocukluğun meselesidir.

Bu farkındalık bile birçok şeyi yumuşatır.

Tartışma anında durup şunu sormayı deneyin:
 “Şu an bu kadar üzülmem gerçekten bu olayla mı ilgili, yoksa bu duygu bana eskiden de tanıdık mı?”

Eşinizi suçlamak yerine kendinizi anlatmayı deneyin:
 “Böyle konuştuğunda kendimi çok baskı altında hissediyorum. Sanki yine kimse beni duymuyormuş gibi oluyor.”

Bu cümleler kavga çıkarmaz; kapı aralar.

Ve bazen, tek başına görmek zor olur bu bağları. Böyle zamanlarda bir uzmandan destek almak, geçmişle bugünü ayırmayı öğrenmek evliliği kurtaran en güçlü adımlardan biri olabilir.

Çünkü bazen gerçekten eşimizle değil, içimizde taşıdığımız ailemizle tartışıyoruz.

Klinik Psikolog Ahmet Vefa Çetin
Ahmet Vefa Çetin
Klinik Psikolog